| İzzet
Mustafa, Yenipazar'ın ilk esnaflarından olup, renkli bir kişiliğe sahipti.
Lafını sakınmadan söyleyen birisiydi. Kendisini tanıyanlar, adı ne zaman
anılsa mutlaka dudaklarında bir gülümseme belirir. Kurtuluş savaşına
katılmış bir yurtseverdi. Her Cumhuriyet Bayramında kürsüye çıkar:
" Hayın düşman gözünü dikmiş vatanımı
almağa
İşte geldim düşman ile savaşmağa ölmeye
Ben vuruldum bak kanlarım ırmak gibi
akıyor
Düşmanın kirli bayrağını vatanıma
astırmam
Aç göğsünü..." (Bu şiirin tamamını
bilen varsa lütfen
ergun@yenipazar.com adresine yazsın)
Bildiğim birkaç İzzet Mustafa öyküsü
yazıyorum (bunların dışında İzzet Mustafa ile ilgili anıları olanlar lütfen
yazsın ki herkesle paylaşalım):
İzzet Mustafa bir gün kendi dükkanından
aldığı 250 gr. kadar zeytini eve götürürken yolda birisini yere düşürür.
Yanında yürümekte olan oğulları İzzet ve Hatıp İsmail, hemen yere eğilir ve
zeytini kapar; tam ağzına atacağı zaman, İzzet Mustafa: "Dur! Yarısını da
İzzet'e ver!..." der.
İzzet Mustafa
meşhur kara paltosuyla helalara gider. Paltonun cebi para doludur. Paltoyu
tuvaletlerde unutur. Daha sonra aynı tuvalete Yonuz Üsen girer ve paltoyu
alır. Kahveye götürür. "Ben helalada bi palto buldum, kimin?" diye sorar.
İzzet Mustafa hemen atılır ve "benim u" der ve sevinçten deliye döner. Tutar
Yonuz Üsen'i kolundan "sana ziyafet çekeceğim" diyerek sürükler gibi bakkal
dükkanına götürür. Raftan lokum sandığını kaptığı gibi 20'lik çiviyle açar.
Yonus Üsen içinden 'birkaç kilo lokum verecek galiba' diye sevinir... Lokum
sandığı açılır, içinden bir tane lokumu alır... Ortasından bölerek Yonuz
Üsen'e uzatır: "Ha bir dadıva!...Ha bi dadıva!..."
İzzet Mustafa
Pendik'e gezmeye gider. Arap Mustafa'nın karısı Arap Zübide'nin bulunduğu
bir evde, Arap Zübide sorar: "Beni tanıdın mı?" İzzet Mustafa gözlerini
kırpıştırarak şöyle bir bakar ve: Tanıdım! Sen Arap Zübide'sin! Goca
dişinden tanıdım seni!" der.
Şimdilik benden bu kadar. Daha başka hatırladıklarım ve öğrendiklerim olursa
yine bu sayfadan okuyabilirsiniz
|